Abimin Arkadaşından Kurtulamadım

İçerik

Merhabalar, ben Derin. 20 yaşında, kendi halinde, pek sosyal olmayan cinsel anlamda çok fazla şey yaşamamış biriyim. Fakat abimin bir arkadaşı beni öyle bir tufaya getirdi ki, ne zaman aklıma gelse hem tüylerim diken diken olur, hem de ıslanırım. İşte benim seks hikayesi olarak gördüğüm olay şöyle başladı:
Bundan birkaç sene önce henüz liseye gidiyordum yani bir liseli idim. Abim benden 5 yaş büyüktür ve pek anlaşabildiğimiz söylenemez. Kendisi oldukça serseri, hayatıma fazlasıyla karışan ve oldukça sinirli biridir. O zamanlar çok samimi bir arkadaşı vardı; Oktay. Normalde biz yazları ailecek memlekete gideriz. Babamın birkaç tane okul servisi var ve yazları kendisi çalışmaz. Abim hariç hepimiz servise bineriz ve Elazığ’a gideriz. Fakat bir liseli olarak lise son sınıftayken, yaz için bir kursa yazılmam gerektiği için ailem beni de abimle evde yalnız bırakıp köye gittiler. Abim zaten pek eve uğrayan biri değildir, ya yatmaya gelir, ya da birkaç saatliğine nasıl olduğuma bakmaya gelir. O da sırf babam ve annem tembihlediği için, farz yerini bulsun diye gelir.
Abim vardiyalı olarak çalıştığı için, bir hafta gündüz, bir hafta gece çalışır. Bazı durumlarda da arkadaşı Oktay’ı gönderip beni kontrol ettirir. Oktay’a neden bu kadar güvendiğini bir türlü anlamadım. Kendisi oldukça itici biridir. Eli yüzü düzgün, yakışıklı biri ama ona baktığınızda tam adını koyamadığınız bir sinsilik olduğunu anlarsınız. Neyse bir gün abim sabahın 7’sinde kalktı ve işe gitti. Saat 10 gibi de kapı çaldı. Kapıyı açtığımda Oktay’ı gördüm. Abimin kendisini gönderdiğini, bir kontrol etmesini istediğini söyledi. “Ne yapıyorsun” diye sorduğunda kendime kahvaltı hazırladığımı söyledim. O da “çay var mı?” diye sorup direk içeri girdi. Herhangi bir cevap ya da davet beklememesi moralimi bozdu. Doğruca mutfağa girip masaya oturdu. Ben de çaresiz kendisine bir bardak çay koydum ve kahvaltı masasını hazırlamaya devam ettim. Yeni uyandığım için altımda kısa sayılabilecek bol bir şort, üzerimde de askılı vardı. Gözleri sürekli vücudumda geziyordu. O an sabah uyandığımda sutyen takmadığımı fark ettim. Çaktırmadan göğüslerime baktığımda uçlarının oldukça belirgin olduğunu fark ettim.
Oktay sürekli konuşacak bir konu açmaya çalışıyordu, bir şeyler anlatıyordu ama gözleri yüzümden çok göğüslerimdeydi. Aslında fark ettiğim an içeri gidip düzgün şeyler giymem gerekirdi, ama nedense böyle bir şeyi akıl edemedim. Ayrıca ilk defa birileri beni bu gözlerle süzüyordu. Şimdiye kadar ne bir cinsel deneyimim oldu, ne de bir sevgilim oldu. Bu nedenle bir yandan da hoşuma gitti. Hatta acaba Oktay’la aramda bir şey olur mu, ondan sevgili olur mu aklımdan geçti. Ama bu düşünceler çok çabuk kafamdan uçtu gitti, çünkü oldukça itici olduğunu düşündüğüm biri için böyle bir şey düşünmemeliydim.
Oktay konuşurken bir yandan da elinde bir küp şekerle oynuyordu. Elini ayağını tam olarak nereye koyacağını bilmiyor gibiydi. Benimle konuştuğu için bu kadar heyecanlı olduğunu düşündüm. Fakat bu o kadar romantik bir heyecan değilmiş. Elinde oynadığı şeker yere, masanın altına düştü. Oturduğum yerden kalkıp, şekeri almak için yere eğildim, o ara ayağıyla şekere vurup daha da derine itti. “çok pardon, dur ben alayım” falan derken ben biraz daha masanın altına girdim. O ara şortumun hızlı bir şekilde aşağıya çekildiğini fark ettim. Hemen çıkmaya çalışsam da durum hiç buna müsait değildi. Belime kadar masanın altına girip, götümü resmen ona sunmuş gibi bir pozisyona düştüm. He kadar çırpınıp, “ne yapıyorsun” diye kızsam da en gel olamadım. Hızlı bir hamleyle iç çamaşırımı da dizime kadar indirmiş oldu. Ben çırpınırken bir yandan sıkı bir şekilde tutuyordu, bir yandan da kemer açma ve fermuar sesi geldi. O anda işlerin boka saracağını anladım. O an bağırıp çağırmam gerekiyordu ama o şaşkınlık ve güçsüzlükle onu bile yapamadım. Birden bacaklarımın arasında sert, sıcak bir organın varlığını hissettim. O an irkilip biraz daha çırpınmaya çalıştım. Sürekli “Oktay ne yapıyorsun, lütfen yapma, Oktay kes şunu” gibi şeyler mırıldanıyordum ama Oktay’ın ağzından tek bir kelime bile çıkmadı ve aynı zamanda da durmadı. İki kolum arkadan birleşmiş iki bileğimden de tek eliyle kavramıştı. Dizlerimin üstüne çökmüş ve yüzüm yerde bir pozisyonda ne yapacağımı bilemiyordum. Birden organın ucunu kızlığımın üzerinde hissettim. Sanki acele etmiyor tadını çıkarıyor gibiydi çok erotikti. Yavaş yavaş içime girmeye başladı, artık dudaklarımı ısırmış şekilde acımı bastırmaya çalışıyordum. Bir yandan da acıdan inliyordum. Oktay önce yavaş yavaş, sonra artan bir hızla içime girip çıkmaya devam etti. Bacaklarımdan aşağıya bir şey akıyordu, ilk başta boşaldığını düşündüm fakat yüzümü çevirip baktığımda bunun koyu renkli bir kan olduğunu gördüm. Kızlığımı bozmuştu. Bu görüntü acı inlemelerine bir de ağlamayı eklememe neden oldu. Ama Oktay durmadan çalışmaya devam ediyordu. Ya her şey çok uzun sürdü, ya da bana zaman bir türlü geçmek bilmiyordu. Masanın altından tek görebildiğim üstüne çöktüğü dizleriydi. Bir zaman sonra kasıldığımı hissettim, istemsiz olarak vajinamı sıkıp Oktay’ın penisini sikiş esnasında birkaç defa sıkıştırdım. Sanırım orgazm oldum. Bundan biraz sonra da Oktay’ın ritminin yavaşladığını, sikinin içimde bir sertleşip bir yumuşadığını ve sonrasında da bir akıntı hissettim. Tuttuğu bileklerimi gevşetti. Sadece derin soluk alıp verişlerini duyuyordum. Benim artık ne çırpınacak ne de masanın altından çıkabilecek mecalim kalmamıştı. Oktay’ın ayağa katlığını ve toparlandığını duydum. Sonra da dış kapının sesi. Öylece, hiçbir şey demeden, beni bu halde bırakıp gitmişti. Seks yaptıktan sonra güç bela olduğum yerden toparlandım. Kendimi önce banyoya attım. Bir yandan ağlıyor, bir yandan da bacaklarımdaki azıcık kanı temizlemeye çalışıyordum. Önce kendimi temizledim, sonra da masanın altını. Burnumda sürekli iğrenç bir koku vardı, bu yüzden hemen duşa girdim. Kendimi, özellikle de vajinamı sabunla iyice temizlemeye çalıştım.
Aradan tam olarak kaç saat geçti bilmiyorum, yatağıma uzanmış, ağlamakla uyumak arasında bir yorgunlukta beklerken birden kapı sesi duydum. Beynimden vurulmuşa döndüm, tüylerim diken diken oldu, dizlerimin bağı çözüldü. Adım seslerinin kapının önüne kadar geldiğini duydum. Korkudan soluk bile alıp vermiyordum. Kapı açıldığında gelen kişinin abim olduğunu gördüm ve direk ağlamaya başladım. Abim beni görünce kötü bir şey olduğunu anladı. Ama hıçkırıklarımı durdurup da anlatamıyordum bir türlü. Ağzımdan sadece tek bir kelime çıktı; Oktay. Abim ne olduğunu anlamıştı ama yine de benden duymak ister ya da emin olmak ister gibi bir hali vardı. “Sana bir şey mi yaptı?” diye sordu. Sadece kafamı sallayabildim. Abim bir hışımla evden çıktı.
O günden sonra iki şey bir daha hiç olmadı; Birinci Oktay’ı bir daha hiç kimse görmedi, kimse nerede olduğunu bilmiyor. İkincisi ise bu konu abimle aramda hiçbir zaman konuşulmadı. İkimizin de aklından bir an bile çıkmadığını biliyorum, ama olmamış gibi yaşamaya devam ediyoruz. Üstelik abim o günden sonra eve daha bağlı ve bana daha düşkğn biri oldu.